9 Şubat 2007
Aşk mı, Maç mı?
Fenerbahçe EUFA kupasında AZ Alkmaar ile 14 Şubat Çarşamba günü İstanbul'da oynuyor.
"Aşk mı, maç mı?" sorusunu şöyle cevaplayabilirim: Maça Burcu ile berbaber gideceğiz. Sonuca göre devamındaki eğlenceye karar verebiliriz:)
Devamını okumak için...
Etiketler: Fenerbahçe
8 Şubat 2007
Merhaba
Sabah işyerine gelirken düşündüm; ne kadar az selamlaşıyoruz.
Apartmanda, hatta aynı asansörün içinde göz göze gelmemeye çalışıyoruz. Yolculuklarda yanyana saatlerce oturup bir kelime etmiyoruz.
Bazen "ben de mi bir problem var?" diye düşünüyorum. Sizce?
Devamını okumak için...
7 Şubat 2007
Kırmızı Şimşekler

Baba tarafından Fenerbahçe'nin yanında EsEs taraftarlığımız da var. Ayrıca Türk futbolunun ilerleyebilmesi için başarının sadece üç kulübün hegamonyasında olmaması gerektiğini düşünüyorum. Anadoludan bir şampiyon çıkaramadıkça uluslararası alanda daima başarısız olacağız.
Devamını okumak için...
6 Şubat 2007
Blogger for Word
Denedim çalışmıyor. Blogger'ın yeni versiyonu için update etmemişler. Hatta yapıp yapmamaya bile karar vermemişler.
Devamını okumak için...
Yollarda bulurum seni
Devamını okumak için...
9 Ocak 2007
Tatil de bitti
İyi ve uzun geldi bana bayram tatili. Perşembe ve cumayı da bağladık Burcu'yla beraber. Kurban olayı genelde yorucu ve telaşlı bir iş. Babam olmasa nasıl başa çıkılır bilmem. Her seferinde "Allah razı olsun" diyoruz. Annem de gizli kahraman. Arka planda organizasyon süper.
Ben seviyorum bayram geleneklerini. Bayram namazı için erken kalmayı, kapıdan çıkarken annemin ağzıma baklava sıkıştırmasını, namaz sonrası ekmek ve gazete kuyruklarını, yaş sırasına girerek bayramlaşmayı, kardeşime el öptürmeyi :), hep beraber kahvaltıyı, temiz temiz giyinip evde misafir ağırlamayı, biraz zorla da olsa bayram gezmelerine gitmeyi, komik ve kafiyeli bayram mesajlarını okumayı ve hiç birine cevap vermemeyi. (Çok kişiye birden gönderilen standart mesajları sevmem. Kişiye özel olmalı. customisation). Liste uzayıp gidiyor.
Sahip çıkmak lazım değerlere. Hatta biraz kafa yormak lazım "bizi biz yapan nedir?" diye. Özellikle milli benlik uçlara doğru iyice sivrilirken.
Böyle işte bayram sonu yazısı. Konusuz karışık.
İyi geldi bana bayram. (hergün mü bayram yapsam ne?)
Devamını okumak için...
29 Aralık 2006
Bayram ve Yeniyıl
Tüm site sakinlerinin bayramlarını ve yeni yıllarını kutlarım.
Bizim yarattığımız çizgisel zaman üzerinde hiçbir anlam ifade etmeyen bitişler ve başlangıçlar herzaman umut yaratıyor insanda.
Yeni yılda herşey herkes için bu yıldan daha iyi olsun.
Devamını okumak için...
28 Kasım 2006
23 Kasım 2006
İstanbul Trafiği

İstanbul'un Anadolu yakasında oturup Avrupa yakasında çalışanlardanım.
İstanbul'u seviyorum. Trafiği seviyorum. Hergün saatlerce trafikte vakit geçirmeyi seviyorum.
İşini doğru dürüst yapmayan müteahhitleri kontrol edemeyen belediyeyi seviyorum. Seyrantepe kavşağında servis yollarını açmayı unutan ve inşaata başladıktan sonra şikayet üzerine servis yollarını açan müteahhiti seviyorum. Aynı inşatta çalışan bir (sayıyla 1) işçiyi ve bu işciyi seyreden yedi (sayıyla 7) işçiyi seviyorum.
Uzmanların hesaplarına göre trafikte kaybedilen her bir saatte arabalarımızın egsozlarından dışarı attığımız yıllık 3,5 milyar doları harvurup harman savurmayı seviyorum. Köprülerden toplanılan paranın gişeler nedeniyle oluşan trafik sıkışıklığında havaya savurduğumuz paradan çok çok daha az olmasını ve aslında gişeler ile akaryakıt istasyonlarına ruh ve sinir hastalıkları hastanelerine hizmet ettiğimizi bilmeyi seviyorum.
OGS sayesinde Boğaziçi köprüsünde %11 azalan trafiği buna rağmen OGS kullananların sayısının artmayarak Fatih köprünüse %10 trafik artışı olarak yansımasını seviyorum.
Trafiğe hergün katılan 600 aracı ve İstanbul'daki toplam 2,8 milyon aracı ve bu araçların tüm trafik kurallarına uyan, emniyet şeritlerini ihlal etmeyen, karşısındaki sinyal verince yol veren sürücülerini seviyorum.
İstanbul'u seviyorum. Trafiğini daha çok seviyorum.
Devamını okumak için...
20 Kasım 2006
Fenerbahçe Maçları - FB:BJK
Devamını okumak için...
Etiketler: Fenerbahçe
19 Kasım 2006
Broadway'den İstanbul'a Müzikaller

Gösteri iki bölüm halinde ünlü müzikallerin bilinen şarkılarından oluşuyor. İlk perdede yabancı müzikaller, ikinci perdede ise Türk müzikaller var. Örnek olarak benim aklımda broadway müzikallerinden My Fair Lady , Wizard Of Oz , Cabaret , Phantom Of The Opera , Cats , Hair , Fiddler On The Roof , West Side Story , Sweet Charity , Les Miserables , Grease ; Türk müzikallerinden ise Hisseli Harikalar Kumpanyası , Lüküs Hayat , Yedi Kocalı Hürmüz , Geceye Selam , Şen Sazın Bülbülleri , Yaygara 70 kaldı.
Sanatçılardan ise Keremcem, Seden Gürel, Sevval Sam, Şehnaz Sam, Barış Berker, Gazi Şeker, Mert Turak, Onur Turan, Selen Uçer sayılabilir. İkinci perdenin sonuna doğru Emel Sayın müzikallerde de yer alan bir şarkısını konuk sanatçı olarak söyledi. Gösterinin finalinde ise Lüküs Hayat vardı. Suna Pekuysal rahatsızlığı nedeniyle katılamamış. Zihni Göktay konuk sanatçı olarak Lüküs hayat şarkılarını söyledi. Tam 22 yıldır her yıl oynanıyormuş Lüküs Hayat.
Devamını okumak için...
17 Kasım 2006
Axcess Kızı

Hafta içinde Atatürk Havalimanında Axcess kartın valesine bıraktığım aracımı alacaktım. Otopark ücretini öderken önümdeki bayanın konuşması tanıdık geldi. Kimdi diye düşünürken baktım, aaa, "axcess kızı". O da arabasını alacak. Görevliler bişiiler anlatmaya çalışıyorlar. Olayı axcess kızı kredi kartını geri aldıktan sonra anladım. Axcess kızı başka bir bankanın, hem de aynı alanda hizmet veren bir bankanın, kredi kartını kullanıyordu. Görevlinin uyarısını da yanlış anlamış olacak ki, reklamlarından alışık olmadığımız bir sinirlilikle kartını alıp hızlı adımlarla oradan uzaklaştı.
İlgilenenlere "official Özgü Namal website"
Devamını okumak için...
14 Kasım 2006
Geçmiş Oldu
Devamını okumak için...
9 Kasım 2006
Can'ın Genizeti

Daha önce de Can'ın bir kaç rahatsızlığından bahsetmiştim. Detaylı incelemeler!! sonucunda aslında hepsinin geniz eti kayaklı olduğu konusunda ikna olduk. Burcu'nun ve kardeşlerinin de geniz etleri küçükken alınmış. Kalıtımsal herhalde.
En son geçen hafta Cumartesi yanda gördüğünüz röntgeni çektirdik. Can da alıştı herhalde. Hastanede her denileni hiç sıkıntı çıkartmadan yerine getiriyor. Dişlerin arkasında kulak boşluğunun ön tarafında geniz etinin hava kanalını nasıl darlaştırdığını görebilirsiniz. Biz de bu röntgeni görünce "tamam ameliyat ettirelim" dedik.
Bir aksilik olmazsa bu cumartesi ameliyat olacağız. Şu an itibariyle biraz nezlesi var. Bakalım; doktor son kontrolden sonra duruma göre erteleyebilir.

İlgilenenlere; genizetine latince "adenoid" ameliyatına da "adenoidektomi" deniyor. Konu ile ilgili detaylı bilgilerere buradan, buradan ve buradan ulaşabilirsiniz. Ameliyatla ilgili bilgi. İngilice çocuk sağlığı. Bir de olması gerektiği durumu gösteren resim.
Devamını okumak için...
5 Kasım 2006
Fenerbahçe Maçları - FB:Gaziantepspor
Yağmurlu ve soğuk İstanbul cuma akşamında biraz da trafikle cebelleşerek Levent abi ile buluştum. Eve uğrayıp üstümü değiştirip 20:00 de başlayan maça işten çıktıktan 3 saat sonra ulaşabildim. (İstanbul'u seviyorum.)
Tribünler soğuk ve cuma akşamı olmasının etkisiyle Fenerbahçe standartlarına göre boştu. Ayrıca Migros tribünüdeki Genç Fenerbahçelilerde anlayamadığım bir gruplaşma vardı. Maç boyunca sadece 5 dakika organize tezahürat olabildi. Umarım Bjk maçına kadar sorunlarını hallederler.

Maça gelince; ilkyarı bence kötü oynadık. Zenga Antep'i İtalyan stili oynatıyor. Ne kendileri oynadılar ne de bizi oynattılar. Tümer'in vermediği paslardan dolayı oyuna küsen Uğur Boral bir de sakatlanınca yerini Ümit Özat'a bıraktı. (Benim defansın solu için tercihim herzaman Uğur'dan yana oldu.) Sonra oyun değişti. Sol kanat işledi ve gol organizasyonların tamamında Ümit hatasız hatta hayatının en iyi maçını oynadı. (Yüzümü kara çıkarttı.)
Bir de Volkan'ın yediği komik bir gol var. Stadta anlamamıştım Volkan'ın neden üstüne gelen topta ters tarafa yattığını. Eve gelip üç beş sefer daha izledim. Hala anlayabilmiş değilim. Bu yeni toplar giderken yön mü değiştiriyor ne?
Boş tribünler, kakafoni şeklindeki teahüratlar ve kısır geçen ilkyarı ikinci yarıda atılan 5 gole rahmen beni olumsuz etkiledi. Bu hafta pek keyif alamadım. Budur.
Devamını okumak için...
Etiketler: Fenerbahçe
4 Kasım 2006
Nescafe "Latte Macchiato"
Devamını okumak için...
3 Kasım 2006
Autoshow ve yazmaya tekrar başlamam
Dün akşam Autoshow'un açılış kokteyli vardı. Kalabalık, lacivert takım elbiseli insan güruhu ile beraber kokteyl, yeni araçlar, stand görevlileri dolu bir aktivasyon oldu. Bu fuarda yeni ve farklı araçlar var. Yeni lansmanlar ve konsept araçlar ilgi çekici. Devamını anlatmayayım. Gidince orada görürsünüz. (Uğraşmayın bedava bilet bulunmuyor.)
Fuarda bir çok eski arkadaşımla beraber eskiden aynı bölümde çalıştığım Ragıp ile karşılaştım. Benim bloguma tesadüfen onun başka bir arkadaşının bloguna yazılmış yorumdan ulaşmış. İlk defa beni tanıyan fakat benim sayfaya girmesini rica etmediğim birisi sayfayı bulup okumuş. Evet evet gerçekten benim zorlamam dışında sayfaya girip takip eden biri oldu. Eyooo. Artık bu gazla bi iki hafta daha yazarım ben.
Bi de şu işlerin yoğunluğu olmasa. Teyzem derdi: "Nişadırlısın sen". Doğunca arkasına nişadır (Na2CO3) sürülenler koşturup durularmış. Bu aralar gene sıkılacak vakit bulamıyorum. Nişadır fazla kaçtı herhalde.
Devamını okumak için...
3 Ekim 2006
Müzikli Blog
Nihayet blog'uma müzik eklemeyi başardım. Yanda (umarım) uygulamayı bulabilirsiniz. İlk yüklediğim şarkı daha önce de bahsettiğim İstiklal Marşı'nın ilk bestesi. 1930 yılına kadar bu şekilde söylenmiş. Bana çok ilginç geldi.
Asıl ilginç olanı şimdiki marşın aslında daha hızlı yazılmış olması ve plakta yer kaldığı için yavaş kaydedelim düşüncesi sonrasında bugünki halini alması.
Devamını okumak için...
2 Ekim 2006
Fenerbahçe'nin 100 yılı
Tam da yüzüncü yıla yakışır bir sezon oluyor. Sanki yüzyıldır Fenerbahçe'nin başına gelenlerin bir özetini yaşıyoruz; hem de sadece bir sezon içinde.

Yanlış hatırlamıyorsam 1954 yılı yapımı bir Türk filimi sahnesi. Tavandan balıkçı ağlarının sarktığı tahta masalı bir meyhane. Arka planda beyaz saçlı, beyaz önlüklü mekanın sahibi ve garsonu önlüğüyle rakı kadehi kuruluyor. Ön planda masalar. Masaların birinde iki adam. Kederli kederli içiyorlar. Yaşlıca olanı diğeri ne dönüp bombayı patlatıyor :" Noolcak bu Fenerin hali?"
Yıl 2006. Fenerli arkadaşlarla cinconlulara çaktırmadan aramızda konuşuyoruz. "Noolcak bu Fenerin hali?" İlk sekiz haftada takım toplam sekiz puan kaybetmiş. Henüz hiç bir derbi oynamadan üstelik.
Bu performansa bir Teknik Direktör değişikliği, üstüne Olağanüstü Kongre, Kongrede gruplaşmalar, Başkan değişikliği, UEFA gruplarından çıkamama, Türkiye kupasından elenme, her durumda iki Gassaray galibiyeti, devre arasında yabancı oyuncuları gönderme-yenilerini alma, Bejiktaş malubiyeti, tekrar teknik direktör değişikliği ve adını duymadığımız bir antrenör ile lig beşinciliği eklerseniz 100 yıllık tarihi tamamlamış oluruz.
100.yıl hepimize hayırlı olsun.
Devamını okumak için...
Etiketler: Fenerbahçe


